Nisan Foruma Hoşgeldiniz... Sitemize "Yerli ve Yabancı" herhangi bir siteden resim veya orada bulunan bir konuyu kopyalayarak sitemize taşımak kesinlikle yasaklanmıştır. Kopyalanarak alınan konu veya resimler sitemize eklendiği takdirde site adminleri tarafından konular silinecektir.

Güzel Hikayeler ~HAMUR~

MAVİBEYAS

VİP ÜYE
Özel Üye
Katılım
23 Ara 2021
Mesajlar
183
Tepkime puanı
115
Puanları
43
Konum
"En büyük düşmanın en yakınındaki kişidir....!"
Web sitesi
www.clup-bluewhite.com
Sanki bir eşyaymış gibi başlık parasıyla, gönül rızası olmadan hiç tanımadığı ve kendinden on bey yaş büyük bir adamla evlendirildiğinden beri daha bir suskunlaşmıştı Cemile... Oysa ne hayalleri vardı gerçekleştirmek istediği...En azından liseyi bitirmek sonrada küçük bir kır lokantası açmak istiyordu.Yaşadıkları yer tatil bölgesi olduğu için epey gelen giden olurdu köylerine...
Olmamıştı iste...Babası"Rızan varmı bu adamla evlenmeye?" sorma gereği bile duymamıştı...Zaten baba evin dede kadınlara pek değer verilmediği için yedinci kız çocuk olarak hep hor görülmemiş miydi? Hayalleri hayal olarak kaldı Cemile'nin... Yirmisinde rızası olmadan evlense de, tıpkı anasının son kez evden çıkmadan önce verdiği Öğüt'e uygun şekilde sabretti...
-"Kader kızım... Benim kaderimi yaşamanı istemezdim ama, bilirsin babanı. Bir şey diyecek olsam kadın aklınla, elinin hamuruyla karışma işime diye bir tokat patlatır... Sabret kızım. Rabbimden duam evlendiğin adam iyi bir insan olsun.Sende sevmeye çalış onu kuzum.Bir ömür nefretle geçmez. Çare yok evleneceksin. Rabbim yardım eder seversin İnşallah kocanı-"derken babası ve ağabeyleri duymasın diye içten içe sessizce çığlıklar atarak ve birbirlerine sarılarak ağlamışlardı sanki...
Kocası Kemal de tıpkı babası gibi kadınları hor gören ve şiddete oldukça meyilli bir adamdı.Buna sebep ise yetiştirilme şekliydi belkide. Olur olmaz şeylere kızar,sonrada hırpalardı Cemile'yi... Özünde merhametliydi ama babası Süleyman bey'in"kadına pek yüz verilmez. Oyuncak eder adamı"sözleriyle epey üstüne gelirdi zavallı Cemile'nin... Kemal ise, Cemile'ye bir kez söylemese de eşini çok severdi içten içe.Defalarca elinde güllerle geldiği olmuştu eve kadar. Ama babasının kışkırtmasıyla, iftiralarıyla her seferinde Cemile gülleri görmeden camdan atmış sonrada o iftilara kanıp bağırıp çağırmıştı...
Baba ocağından sonra yine fazlaca sabretmek düşmüştü Cemile'nin payına... Hep eşine destek olmak, ve onun sevgisini kazanmak için bir kuş gibi çırpındı senelerce. Kayın babası evde kutlama gibi şeyleri sevmediği ve dışarıya çıkıp hediye almasınasa izin vermediği için, Kemal'in kırkıncı yaş gününde, birazda fakirliğin verdiği imkansızlıktan kendi patiklerini söküp eşine hediye eldiven örmesi ne güzel bir yüreğinin olduğunu fazlasıyla belli ediyordu Cemile'nin...
Kemal olmadık işler peşinde koşardı hep.Ve çoğu zamanda iflas eder işsiz kalırdı..
Cemile ise eşine göre aklı başındaydı fazlasıyla
...
-"
Bu işe girme zararlı çıkarsın Kemal...Şu mala fazla para verdin. Kar edemezsin-" desede,
-"
Sen elinin hamuruyla işime ne karışıyorsun. Babam hep demezmi? Kadın saçı uzun aklı kısa diye-" deyip terslerdi Cemileyi...Bunda da babasının dik bakışları etkili olurdu hep.
Evlendikkerinden beri hergün üç ekmek parası bırakırdı eve Kemal... Akşama eve geldiğinde bakkaldan ekmek alınmış bir halde sofraya otururlardı...
Kayınbaba Süleyman ise sofrada dert yanardı oğluna hemen.
-"
Bu gelin yıllardır ekmek için bıraktığın paraları saklıyor oğul"-
-"
Yok be baba. Bak hergün ekmek alıyor. Parayı saklasa ekmek nerden alacak? -"
-"
Ah oğul.. Koruma şunu.Senden saklasa benden saklayamaz. Gizli işler çeviriyor bu gelin-" deyip bir ateş düşürürdü Kemal'in yüreğine...
O ateş kor olup yakardı sonra Kemal'in yüreğini. Her sabah namazından sonra, kahvaltı vakti gelene kadar ortadan kaybolan Cemile'yi bir sabah babasının da vesvesleriyle dövmüştü içi acıya acıya...Ama yine babasının,
-"
Bir kadın gizli saklı sabah gün doğanda nereye giderki? -" sözü geldi aklına...Kendini haklı çıkarmaya çalıştı gün boyu.
O gece ise geç geldi eve. Pişman olmuştu sabah Cemile'ye el kaldırdığı için.Ellerinde güllerle kapıdan içeriye girince, yine babasının küçümseyici bakışlarını görmüş,
-"
Şımartma demedimmi şunu... At o gülleri dışarı. Yoksa boyunduruğu taktımı boğazına, birdaha kurtaramazsın-" sözlerinden sonra yine gülleri atmıştı camdan aşağıya... Usulca odalarının kapısına gitti. Ve Cemile'nin gözyaşlarıyla hıçkıra hıçkıra seccadesinin üzerinde namazdan sonra ettiği duayı dinledi...Şöyle dua ediyordu Cemile:
-"
Eşimdir, erimdir ALLAH'ım. Affet onu. Ben bilirim onun yüreği temiz. İstemeden yaptı. İstemeden el kaldırdı bana... Şu yüzümdeki yaralardan şikayetçi olmuyorum sana Rabbim. Sadece en azından beni sevsin istiyorum... Bir kerecik olsun seviyorum desin. Ona diyemesem de ben onu çok seviyorum.Eşimi affet. Cennet'inde de bizi bir eyle... Amin-"
Kemal gözyaşlarına boğulmuştu eşinin duası ve merhametiyle. O kadar kızdı ki kendine. Ertesi akşam işten gelirken muhakkak bir demet gül alacak ve özür dileyip, onu ne kadar sevdiğini söyleyecekti Cemile'ye...
Sabah Cemile'nin her zaman söylediği,
-"
Gökçekol bayırı bu aylarda buz yapar. Mazallah araba kayıverir. Kaza yaparsın. Ortaköy yolunu kullan-" sözlerini umursamamıştı yine.Eşinin aklını beğenmediği o sabah, Gökçekol bayırında aracı buzlanan yolda kaymış ve uçuruma yuvarlanmıştı. Yoldan geçenlerin yarım saat sonra gördüğü hurdaya dönmüş arabadan güçlükle çıkartıldı Kemal. Ve hastahaneye yetiştirildi. Vücudunda çok sayıda kırık ve bir hayli ezik oluşmuştu.
Ama
şükür ki hayati tehlikeyi atlatmıştı, hastahaneye yatırıldıktan bir gün sonra.Cemile bir çocuk gibi baktı o günlerde eşine... Hem moral verdi, hemde başından ayrılmadı biran bile...
Doktor, Kemal'in artık eskisi gibi çalışamayacağını söylemişti taburcu edilirken. Kesinlikle küçükte olsa yük kaldıramayacak, Uzun süreli ayakta duramayacaktı.Yıkılmıştı duyduklarıyla... Onca borç varken, çalışamazsa halleri nice olurdu? Evi kim geçindirirdi?
Taburcu olup eve geldikten sonra hüzünle oturdu balkondaki Sedir'e Kemal. Cemile haftalardır hizmetini görüp, başından ayrılmadığı eşinin omzuna elini koyup sıcacık gülümsedi. Ve,
-"
Üzülme bey... Bir kır lokantası açarız. Başında sen olursun. Ben evde yemekleri yaparım... Bu tarihi yerleri gezmeye gelen onca insan var. Dükkanımız işler... -" deyince şaşırmıştı adam. Ve,
-"
Hangi parayla yapacağız bunları?" - diye sorduğunda Cemile koşarak fırının yanına gitti. Ve bir küp alıp gelmişti eşinin yanına...
Sonrada,
-"
Bak bu zor günler için biriktirdiğim para... Hani hergün eve üç ekmek parası bırakırdınya. Onları biriktirdim... -"demişti küpteki paraları göstererek.
-"Ya ekmekleri nasıl aldın bakkaldan? -"
-"
Komşu Nebahat hala tarlasını icara veriyordu. Onunla anlaştım. Sene sonu icat parasını vereceğime dair. Her sabah gün doğanda tarlaya gittim. Belledim.. Hazırladım. Ve Buğday ektim tarlaya... Onları Nebahat halanın ambarına taşıyıp. Küçük el değirmeninde öğüttüm Ekmekleri ben yaptım anlayacağın... Böyle böyle biriktirdim bu parayı.- "dediğinde, utanmış yüzünü yere eğmişti Kemal. Ve,
-" Hanım sen ne yaptın. Bende sana el kaldırdım sa senden şüphe edip. Neden bana demedin Peki? - "dediğinde bu defa yüzü yere düşmüştü Cemile'ninde. Sonra ağlamaklı bir ses tonuyla,
-"
Saçı uzun aklı kısa derdin.Elinin hamuruyla... - "diye sözlerine devam ederken, eşi Kemal,
-"
Sus hanım... Sus ne olur... Gönlüme bir ateş düştüki sorma... Cahillik ettim. Hata ettim... Affet ne olur-"dediğinde Kemal'in de gözyaşları yanaklarına inmişti... İlk defa kalkıp sarıldı eşine...Ağlamaktan bir şey yiyememişlerdi o an birbirlerine...
Bir hafta sonra Hacı Resul'ün dükkanını kiralamış,kır lokantası için gerekli ne varsa ikinci el olarak ucuz bir paraya almışlardı... Cemile el işleriyle öyle güzel süslemeler yapmıştı ki dükkana...Dükkanın camına kocaman"CEMİLE KIR LOKANTASI"yazdıran Kemal'e içi içine sığmaz halde, mutluluk gözyaşlarıyla bakmıştı o gün Cemile...
Akşamına Kemal eve biraz geç gelmiş. Kapıyı çaldığında ise koca bir sepet gül uzatmıştı eşine. Babası sinirli sinirli baksada umurunda değildiki artık... O akşam hiç olmadığı kadar mutlu yediler yemeklerini... Ve Kemal evlendiklerinden beri ilk defa o akşam defalarca "Seni çok seviyorum" demişti Cemile'ye...Süpürge elinden düşse mutluluktan ağlayası geliyordu Cemile'nin... Senelerdir akıtmadığı mutluluk gözyaşlarına olur olmaz sebepler arıyordu belkide...
Daha ilk haftada ise dükkan müşteriyle dolmuş taşmış, epeycede para kazanmışlardı... Cemile evde yemekleri yapıyor. Kemal ise erkenden lokantayı açıp müşteriye yetiştirmeye çalışıyordu...
Bir ay kadar sonra bir gün Cemile heyecanla dükkana gelmişti öğlen saatlerde. Onca müşterinin arasında mutluluk gözyaşlarıyla birazda utanarak bir şeyler söyledi eşinin kulağına.. Kemal aldığı haberle sevinçle yerinde duramazken, belediye başkanı yanında bir grup insanla kapıda belirmişti o an... Kemal biran toparlanıp koşarak başkanın yanına gittiğinde, belediye başkanı gülümseyerek elini sıktı ve yardımcısının kendisine uzattığı plaketi Kemal'e uzattı... Ve, kendisine şaşkın şaşkın bakan Kemal'e
-"Tebrik ederim Kemal bey. Lokantanızın yemekleri turistler tarafından okadar beğenilmişki, defalarca tebrik aldık inanın.Hele o tandır ekmeğiniz çok meşhurmuş.Bende merak ettim. Hem esnaf ve sanatkarlar odası başkanının size vermemi istediği bu başarı plaketini vermek hemde nefis yemeklerinizi tatmak için geldim-"demişti. Sonrada lokantanın aşcısını sormuştu merakla. O an Kemal az ileride sevinç gözyaşları döken eşini işaret edip, başkana tanıtınca,
-"
Tek başına bütün yemekleri eşiniz Cemile mi yapıyor? - "diye sormuştu tekrar belediye başkanı... Kemal ise bu sözlerden sonra gülümserek biraz önce ilk çocuklarının olacağını kendisine müjdeleyen eşinin yanına gitti ve ellerini tuttu... Sonrada tüm lokanta müşterilerinin ve belediye başkanı ve yanında gelen topluluğun duyacağı şekilde şunları söylemişti...
-"
Sakın elinin hamuruyla bu işleri nasıl başarıyor demeyin... Siz kadına ne verirseniz, karşılığını size misliyle verir..."-demişti... Ve eşine hasretle bakıp,
-"
Elinin hamutıyla sen hep işlerime karış emi. Saçı uzun aklı güzel eşim... Dokunduğun her şeyi nasılda güzelleştiriyorsun-" derken Cemile mutluluk gözyaşlarından fırsat bulup tek kelime bile edemiyordu...
YAZAR:Suat ÖZGE

271733018_46278911537dhk6i.jpg
 

TÜRK.

Well-Known Member
Nisan Forum
Katılım
16 Ara 2021
Mesajlar
3,136
Tepkime puanı
1,957
Puanları
113

MAVİBEYAS yüregine sağlık paylaşım için teşekkürler,​

 

Melodi16

ADMİN
Yönetici
Nisan Forum
Katılım
10 Haz 2012
Mesajlar
6,502
Tepkime puanı
5,124
Puanları
113
Eline yüreğine sağlık Mavi Beyaz. Güzel paylaşım için teşekkürler.
 

Ayazz

ADMİN
Yönetici
Nisan Forum
Katılım
9 Nis 2012
Mesajlar
19,319
Tepkime puanı
6,983
Puanları
250
Ellerinize sağlık güzel paylaşım için teşekkürler
 

MELEK_BETÜL

VİP ÜYE
Özel Üye
Katılım
28 Eki 2012
Mesajlar
6,366
Tepkime puanı
1,946
Puanları
113
Emeğine sağlık Mavibeyas ...güzel paylaşımlar teşekkürler...
 

PelinSu*

ADMIN
Yönetici
Nisan Forum
Katılım
18 Tem 2016
Mesajlar
14,168
Tepkime puanı
10,154
Puanları
113
emeğine sağlık paylaşım için tşk
 
Üst Alt